Bugun...


Mehmet YALÇIN

facebook-paylas
Depremin Ardından
Tarih: 11-02-2020 22:25:00 Güncelleme: 11-02-2020 22:25:00


Bilindiği üzere Türkiye yerkürenin en kırılgan coğrafyasında yer almakta. Bir başka ifadeyle ülkemiz deprem kuşağında bulunduğu için bir deprem ülkesidir. Bu nedenledir ki geçmişten günümüze dek dünya ölçeklerine göre en sık depremler ülkemizde meydana gelmektedir.

 

Ne acıdır ki her deprem sonrası deprem gerçeği göz ardı edilerek bazı meczupların akılla, mantıkla, ilimle bağdaşmayan saçma sapan açıklama ve yorumlarına tanık olmaktayız. İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyılda  “bu kafada bu akıl” dedirtecek yorumlardan derlediğim birkaçını bu haftaki köşe yazımda sizlerle paylaşmak istedim.

 

Mesela, 1999 Marmara depremi sonrası İslamcı geçinen bir kesimce denildi ki;

 

“İçki içilip fuhuş yapıldığı için Allah tarafından uyarı olarak gönderildi. Türk ordusu dinsiz faaliyetleri, bölgede yaşayan Müslüman halk ise dinlerine yapılan saldırılara kayıtsız kalmaları sebebiyle cezalandırılmıştır. Merkezi Gölcük olan deprem, laik, Kemalist, dinsiz rejime ve İslam düşmanlarına bir ihtardır. Kumandan Mirzabeyoğlu “onların güçlerini (Gölcük’teki Türk subayları) helak et, binalarını başlarına yık” diye dua etti. Allah da bu duayı kabul etti.”

 

Şimdi gel de bu safsata iddiaya inan.

 

Neymiş efendim; içki içildiği için deprem olmuş. Evet, Allah’ın kullarına uyarısı vardır. Ancak bu uyarıyı doğru anlamak gerek. “Binalarınızı depreme dayanıklı yapın, depreme karşı tedbir alın” şeklinde anlamak yerine veya kıyamet günü gerçeğinin hatırlanması yerine suçu,  laik düzenden, Kemalizm’den aramak ne denli akıl ve mantık ölçüleriyle bağdaşmakta.

 

Bir tarihte Kabe’yi sel bastı. İslam Peygamberinin mezarına yıldırım düştü. Buna ne  bir  bahane buldular ne de izah edebildiler. Ama Türkiye’deki depremlere cevapları hazır.

 

Bir başka yorum. İslami cemaat çevrelerince çarşıda pazarda sık sık dillendirilmekte hatta Cuma hutbelerinde dolaylı yolla ima edilmekte;

 

“Depremin sebebi kadınların kot pantolon giymesidir”

 

Allah Allah…Top kafada sivri zeka buna derler işte.

 

Bir metrelik kumaş parçası pantolonun hikmetine, gücüne bakınız ki; 100 km kalınlığındaki taşkürenin altında bulunan ve kalınlığı 2900 km olan Astenosfer tabakasında  taş kabukları parçalayarak konveksiyon akımlar meydana getirmekte. Burada meydana gelen  sıcak magmaların etkisiyle sürtünmeler ve sıkışmalar sonucu depoladığı enerjiyi boşaltmak için yer sarsıntısı dediğimiz depremi oluşturmakta. Yerin binlerce metre derinliğine etki ederek meydana getirdiği depremle can ve mal kaybına sebebiyet veren kot pantolonun fiyatı ise 70-80 lira. Güler misin ağlar mısın?

 

Gelelim Manisa depremine. Halk arasında Yaşar Hoca olarak bilinen sözde şeyh Allah ile konuşarak depremi engellediğini iddia etmekte. Bir konuşmasında diyor ki;

 

“Deprem Sibir dağının üzerinden Manisa üzerine siyah bulut halinde çöktü. Allah beni görevlendirdi ben de gelmesin dedim. İkinci defa gene hücum etti ben yine gelmesini istemedim bulut yine geri gitti. Deprem üçüncü defa yine bulut halinde Manisa’ya  hücum etti ben yine Rabbimden gitmesini Manisalıların evlerinin yıkılmasını istemedim. Allah bana “deprem doğuya gitsin mi?” dedi ben de gitsin dedim ve Allah bunu kabul etti.”

 

Ne diyelim. Allah bu şeyh efendiye akıl versin demekle yetineceğiz.  Utanmadan Allah’la konuştuğunu ve Allah’ın kendisinin ricasını kırmadığını depremi doğuya gönderdiğini söylemekte. Sanki Manisa’dakiler can Doğudakiler patlıcan.

 

Son Elazığ depremi sonrasında yapılan yorumlar ise diplomalı cahillere ait. Sevan Nişanyan isimli yazar deprem sonrası sosyal medya hesabında Elazığlılara hakaret ederek iğrenç ifadeler kullanarak diyor ki;

 

“ Elazığ Türkiye’nin en bağnaz, en cahil, en paranoyak, eşcinsel saplantılı, maddi ve manevi tecavüz kültürü gelişkin kentidir…”

 

Bir diğer Prof. etiketli cahil. Yıldız Teknik Üniversitesinde Bedri Gencer isimli öğretim görevlisi. Sosyal medya hesabındaki skandal paylaşımında ; “Elazığ depreminin çocuk yaştaki evliliklerin yasaklanması nedeniyle meydana geldiğini” savunmakta.

 

Yapılan açıklamalara inanın ki şahsen nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum. Teknik bir  üniversitede görevli bir hocanın depremi bilimsel şekilde izah etmesi gerekirken çocuk yaştaki evlilikle bağdaştırmakta. Bazı cemaat, tarikat hocaları gibi bunun da aklı fikri uçkurunda, cinsellikte.

 

Ne diyelim. Hani meşhur bir fıkra vardır. Deliler sıra halinde giderken adamın biri sormuş; “En akıllınız kim” diye. İçlerinden birisi; “önde giden zincirli olan” demiş.

 

Depremsiz günler dileğiyle…



Bu yazı 1366 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI